Made with love by

İdilonline
İdilonline |
1768
post-template-default,single,single-post,postid-1768,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-4.5,side_area_slide_with_content,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive
 

Çetin altan ve oğlu ahmet altanı okumayı sevmediğimi söyledim.Israr etti arkadaş çetin altanın dili muhteşem diye.Evet katılıyorum çok zengin.Ama sevmiyorum okumayı.Onun üzerine maille 3 yazısını göndermiş.(bak adam 25 sene önce yazmış diye).Ben bunu seçtim koydum.Evet yazdıklarınak atılıyorum.Yazısı da güzel ama okumicammmm :)YAnlız o nasihatları verdiği çocuk (oğlu ahmet altan hele ondan “aldatmak “diye kitap yazdı.Konusunu bilmiom ama.:)(babaya bak oğla bak:)
ÇALIŞMAK VE SEVİŞMEK
Hayatta en önemli şey kadın galiba…
Kadınsızlığın ne olduğunu, üşüyen bir kedi gibi, bir kadın sıcaklığı özlemiyle büyük şehirlerde tek başına yaşayan erkekler bilir.
Güneşin doğmasının güzelliği, yağmur da ıslanmanın tadı, tatlı tatlı esen rüzgara yüzünü dönüp, gökyüzünü içine çekebilmenin hazzı,
seni seviyorum demenin, seni seviyorum denilmenin güzelliği, aşık olup, el ele tutuşmanın heyecanı, bir sıcak busenin tadı,
bir tenin sıcaklığı, bir kadınla paylaşılmıyorsa; bir hatıra güzelliğiyle hafızada yerleşmez.
Bir koltuğa oturunca etekliğinin altından, diz kapaklarının yuvarlaklığını göstererek uzanan bacaklar…
Her gülüşte ışıklanan dişler…
Dalgalanan saç, işveyle kalkan omuz, ceylan esnekliğindeki bel,
İlkiyle milyonuncusu arasında aynı lezzeti taşıyan, yarım kapalı gözlerle dudaktan öpüşmesi…
Cam üstünde kayan şurup damlası gibi, dudaktan boyuna kayan erkek dudakları…
Ne çare ki kadın da, erkek de bu kadar tatlı, bu kadar vazgeçilmez bir hikayeyi karşılıklı rezil etmişler ve karşılıklı birbirlerini mutsuzluğa
mahkum etmişlerdir.
Kaç kadın vardır ki, bütün alımlılığı, zekası, yüreği ve insanlığıyla kadındır?
Ve kaç erkek vardır ki, aşkı herşeyin üzerine çıkabilmiştir?
Sevmediğin erkek ve sevmediğin kadınla, karın doyurmak için, sevmediğin yemeği yemek gibi sevişmek; hızlı çıkılmış bir merdiven
solumasından başka bir şey değil midir sanki?
Ve merdiven bitince, insan o kadar yabancılaşır ki birbirine, içine adeta bir sıkıntı ve bunalma çöker.
Ama aşk, gerçek aşk, gerçek aşkın sevişmesi…
Pek az insana nasip olacak kadar, bütün insanlığın ömürler boyu aranıp taranıp da, kolay kolay bir türlü bulamadığı mutluluk…
O kadar arandıkları halde, neden bulamazlar bu mutluluğu insanlar?
Evlenme yükünün hantal ağırlıkları; Mutlulukları kıskananların, mutluluklara engel olmak için yaptıkları baskılar;
Kadınların, aşkın tadını çıkaracaklarına, aşığın canını çıkarmaya kalkacak kadar, karşı cinse ezik ve hınçlı olmaları…
Erkeklerin, kadınları eşitlik dışı görecek kadar basit ve ilkel kalmış bulunmaları…
Binbir türlü saçma sapan pislik asidi ki, içinde mutluluk şekillenmeden erir ve bu harikulade muhteşem beraberlik, berbat olur…
Onun için; Sevişmeyi, geçinmeye ve mecburiyete köle etmekten kaçının; Geçinmek için çalışın ve aşk için sevişin,
Mutluluğun tılsımı, sevdiğin işte doya doya çalışmak ve sevdiğinle doya doya sevişmektedir çünkü…

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.