Made with love by

İdilonline
İdilonline |
2566
post-template-default,single,single-post,postid-2566,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-4.5,side_area_slide_with_content,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive
 

Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum.Açıkcası çok sıkıldım.Evet güzel taraflarıda var ama sanırım dilinden dolayı çok sıkıldım.anlamadığım bir kamyon kelime…bazılarına baktım sözlükten bazılarını es geçtim.yalap şalap okudum..okurken tarihinde yer alacağını düşündüm ama pek yok..gereksiz derecede kalın bu kitap için. .Aşkı önemseyenlerdenim..hatta hayatın en keyifli tarafıdır diyenlerdenim…ama gereksiz anlamlar yüklenip romantizmle boğulduğunda yapmacık bulup, çok sıkılanlardanım…Aşkın bi kimya olduğunu düşünüyorum..Herkesin aşk tanımı, gösterme şekli, kriterleri farlıdır…Ben bi çok duygunun aşklada karıştırıldığına inanıyorum..Aşkın bi kimya olduğunu düşünüyorum…Zamanla insana aşık olunamayacağını,sadece alışılacağını ve sevileceğini düşünüyorum..Bence değerli ve özel kılan bu…zor bulunması…zor olmasının nedeni kimya…bi enerji..hiç bi enerji yoktan var olmaz, vardan yok olmaz..ama başka bir enerjiye çevrilir…aşkları zamanla sevgiye çevirmek, sonrasında alışkanlığa çevirmek, işin aşamaları diye düşünüyorum…Millet aşık olduğun en güzelidir şudur budur dediğinde ben şaşırıyorum…çünkü insan aşık olduğuna karşı çok acımasızdır…bütün kusurlarını şak diye görür…hatta bakar güzellik yada yakışıklılık kriterlerinde bile değildir…ama hiç bi rahatsızlık duymaz…Düşünür düşünürde kendi hiç bi neden bulamaz severken…niye sevdiğine dair hiç bi fikri yoktur..çünkü kimyadır..kimyası uyar..doğal bi süreçtir…O yüzden bu insanda ne buldun diye sormammak gerekir:)zira kendiside açıklayamaz nedenini..sabırla sevgiye çevirmeyi başardığında dünyanın en şanslı insanısın, bunu başaramadığında sonu malesef nefret…
kitaptaki alıntılardan biraz koyayım dedim…
“Hiçbir din yasaklamamış aşkı, hiçbir bilge yahut öğreti de. Ama biz kendimize yasaklamışız nedense. Hıristiyanlık tarihi aşkın yüz karasıyla çalkalandı asırlarca, âşık oldu diye engizisyonlarda yargıladı insanları, içlerindeki şeytandan arındırmak için ruhlarını yaktı. Müslümanlar da ayıp saydı aşkı ve hala ayıplıyorlar âşıkları. Onlar için varsa yoksa mecazi aşk. İki kalbin, haydi diyelim iki bedenin birbirini sevmesinde ne kötülük olabilir sence. En akıllıları hep mecazi aşkı, hep ‘Yaratıcıya olan aşk’ı övdüler yüzyıllarca.
Şairleri de zaman zaman buna çanak tuttular üstelik. Şimdi İstanbul’dan aşktan bahseden herkes minareyi çalmışçasına mistik bir kılıf hazırlıyor. Aşka medyiheler düzenleyen şairler alkışlanırken bizzat aşık olanlar ayıplanıyor. İşte bu yüzden melamet ( kınanmışlık ) eski bir şark töresidir. Buna göre âşık, önce aklından kurtulmalı ve gönlünü ön plana çıkarmalıdır. Akıl henüz insana hükmederken aşkta yücelmenin yolları kapalı durur. Çünkü akıl insana dünya ilgilerini, sevgili dışındaki varlıklarla ilişkileri ve onları önemsemeyi telkin eder. Oysa âşık sevgiliden başka en ufak bir şeyi önemsediği zaman gerçek aşka eremez. Sufiler bu yüzden önce nefislerini öldürürler, âşıklar da akıllarını. Aklın ve nefsin ölmesi için de âşıkın ayıplanması gerekir. Çünkü insan egosuna en ağır gelen şey kınanmaktır. Melamiler sırf bu yüzden, yani egolarından kurtulmak için kınanmayı isterler. İnsanların onları kınayacakları biçimde davranmaları da kınanacak giysilerle dolaşmaları da bu yüzdendir. İnsanlar onları kınayarak kendilerinden uzaklaştırıp, çevrelerinden kovdukça onlar yalnızlıklarını Tanrı ile paylaşırlar, yani seven gerçek Sevgili’ye yönelir…
Tıpkı bunun gibi, âşıklar da aşka yeteneği bulunmayanlar tarafından kınanırlar.”
İskender Pala, Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk1

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.