Made with love by

İdilonline
İdilonline | ….
2702
post-template-default,single,single-post,postid-2702,single-format-standard,qode-social-login-1.0,qode-restaurant-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-4.5,side_area_slide_with_content,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive
 

….

….

Şimdi efendim toplum tarafından, akılda kolayca kalan aforizmalar yazan, yazarlara hepimiz ucundan bucağından, merak edip bir kitabını alıp okumuşluğumuz vardır.Bukowski benim için bunlardan biridir.Asla edebi bir tarafını merak ettiğim için okuduğum biri değil,sadece ilk dikkatimi çeken tarafı kadınlarla ilgili yazdığı aforizmaları.Adam gerçekten kadına nasıl bakmış diye merak ederek, “kadınlar” adlı kitabını okumuştum..Arka kapağına çok sert dile yazmış, dikkatimi çektiği için okudum.Edebi anlamda asla bana hitap etmiyor..Fikirleri de çok tutarlı gelmiyor.Kafası çok karışmış gibi..Alkolik olmanın etkisi olsa gerek…Ama bu yazarın acayip tutkunu kadınlar varmış, çok kendini bulan…bunu bugün bir arkadaşımdan duydum…Meğer bukowski okuyup-tom waits dinleyen kadınlar diye grup varmış…malesef ikisini de sevmiyorum…ama merakımdan , genel kültür olsun diye okumuşluğum var topu topu 2 kitabını..biri “kadınlar” diğeri “pis moruğun notları”..
kadınlar ın arka kapağından;
“Kadın olsaydım kesinlikle orospu olurdum. Erkek olarak doğduğum için sürekli kadınları arzuladım. Ne kadar aşağılardaysan o kadar iyidir… Buna rağmen kadınlar -iyi kadınlar- beni korkuttu. Çünkü onlar ruhunuzu ele geçirmek isterler sonunda. Peki o zaman ne kalırdı benden geriye korumak isteyeceğim? Açıkçası fahişeleri, düşmüş kadınları arzuladım. Çünkü ölüdür onlar ve serttirler. Çekip gittikleri zaman bir şey kaybetmezsiniz. Öte yandan bütün bunaltıcı bedellerine rağmen yumuşak, iyi kadınlara da hasret çektim. İki türlü de kaybettim. Güçlü bir adam her ikisinden de vazgeçerdi. Ben güçlü değildim. Böylece hayatım boyunca kadınlarla, kadın düşüncesi ile uğraştım durdum.”
pis moruğun notlarından;
Sarhoştum. odama doğru yürüdüm. dolunay vardı New Orleans’da. bir süre yürüdüm ve yaşlar akmaya başladı. ay ışığında bir gözyaşı seli. sonra kesildi, yaşların yüzümde kuruduklarını hissedebiliyordum, cildim geriliyordu. odama girdiğimde ışığı yakmadım; ayakkabılarımı ve çoraplarımı çıkarıp yatağa bıraktım kendimi. Elsie, harikulade zenci fahişem benim. ve uyudum. her şeye sinmiş hüznün içinden uyudum. uyandığımda şimdi sırada hangi kent var, diye geçirdim içimden. hangi iş? kalktım, çoraplarımı ve ayakkabılarımı giyip bir şişe şarap almaya çıktım. iyi görünmüyordu sokaklar, genellikle görünmezler. insanlar ve fareler tarafından planlanmışlardı sanki ve siz onlarda yaşamak ya da ölmek zorundaydınız. ama bir dostumun bir keresinde bana dediği gibi, “sana hiçbir şey vadedilmedi, sözleşmen yok.” şarabımı almak için dükkâna girdim.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.