Made with love by

İdilonline
İdilonline |
6092
post-template-default,single,single-post,postid-6092,single-format-standard,qode-social-login-1.0,qode-restaurant-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-4.5,side_area_slide_with_content,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive
 

Efendim bir gece ankarada bir mekan olan komşu ya gittik…Olağan fasıl gecesi.Ahtopot salatasını, üstelik koca bir tabak, değişik soslanmış bir çeşit tavuk diyerek yedim..Ahtopot olduğunu öğrendiğimde “abi işte böyle burjuva mekanlarında hayvanların orjinine inemiyorsun” demişim…Arkadaşım da geçen ay “kendimi durduracak değilim “isimli kitabı okumuş.(fırat budacının).direk gülerek bana tavsiye etti…idilcim sen bi kitap yazsan aynen böyle yazardın dedi…merak ettim…tam almaya niyetlendim ki, kuzenime arkadaşı hediye etmiş..evde buldum..25 liradan yırtmanın mutluluğuyla okudum…hakkatten kitapta kendi tarzımdan çok şey buldum..teşekkür ederim tavsiyen için ..dediğin kısma gelince buraya koymak istedim..Enteresan internettede o kısmı buldum..onca şeyi nası yazayım dedim…
“…Minimalist çizgilerle tasarlanmış, zamanın ruhunu algılayan bir mimarın elinden çıktığı belli olan, nefis bir mekandayız. Aralarında sadece 5cm mesafe olan yan yana dizilmiş bu beyaz masaları görünce, normalde işletme sahibine küfredilir. Ama bu mekanda bu sıkışıklığın çok sayıda müşteri istiflemekten başka bir anlamı var. Mimarımız diyor ki “Mekanımıza gelenlere aynı masada oturuyormuş hissi veren, samimiyet odaklı bir konsept planladım.” Biz de konsept gereği mecburen göt göte oturuyoruz. Sevgilim daha girer girmez etkileniyor bu mekandan. Masaya dirseklerini yaslayıp yumu yumu ellerini çene altında birleştiriyor. Etrafı inceleyen gözlerini, ambiyanstan etkilenmiş olmanın buğusu sarıyor. Kafamızı çevirince, İstanbul’un insanın şiir kanallarını açan muhteşem manzarasıyla karşılaşıyoruz: “Şurası Kuleli Askeri Lisesi mi, orası Beyazı Kulesi mi?” gibi soruları, havam bozulmasın diye yarı yarıya atarak cevaplıyorum. Yıllar sonra öğreniyorum, Yeni Cami’ye o gece Sultanahmet dediğimi. Ne gam, ortamı bulmuşum, ambiyansı ta gözünden vurmuşum. Elimi kaldırıyorum garsona doğru “Bir dakika” anlamında bir parmak hareketi yapıyor.
Garson, küpeli kulağı, beyaz body tişörtü ve İspanyo paça pantolonuyla bize doğru geliyor. Yusyuvarlak bir “Merbaa,” deyip, menüleri bırakarak ayrılıyor. Bu tür mekanların menülerinde danalar, tavuklar ve balıklar kendi kimlikleriyle gözümüze gözükmezler. Bir karnavalı andıran büyük tabaklarda küçük birer parçadırlar sadece. Mesela, “Avakado dilimleriyle sotelenmiş dip soslu nugget parçaları, buharda pişirilmiş mevsim sebzeleri ve ılık kestane ile” dendiğinde aradaki tavuğu sezebilirsek yemekteki ana hayvanı bulmuş oluruz. İşte bu “betimlemeli yemek isimleri” yüzünden, bu tür mekanlara alışık olmayanlar, menüyü incelerken akıp giden zamanın farkına varamazlar…”
IMG_20121106_171156

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.