Made with love by

İdilonline
İdilonline | canım arkadaşıma
2997
post-template-default,single,single-post,postid-2997,single-format-standard,qode-social-login-1.0,qode-restaurant-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-4.5,side_area_slide_with_content,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive
 

canım arkadaşıma

canım arkadaşıma

çocukları geçelim de bu yetişkinleri anlamak daha zor..”bu insanları anlamıyrum” cümlesi resmen biz yetişkinlerin diline pelesenk olmuş cümledir…kimse kimseyi anlamaz..Anlamaya çalışmazsan anlayamazsın tabi…Haaa anlamaya çalıştığın için ona karşı sabır gösterirsin..aaaa olur mu kim kime o kadar sabır gösterirmiş, altında mutlaka bi çıkar ilişkisi vardır, yada herhangi bir nane..yani oda yetmez..Sen iyi oldukça, o oranda artar güvensizlikleri, hep altında ne çıkacak diye kurar bazı tip yetişkinler..Nede olsa babalarından öğrenmişler bu devirde babana bile güvenmeyeceksin diye..Bırak saf desinler, tepene vur ekmeğini elinden al cinsinden desinler..kötü insan demelerinden daha iyidir..vız gelsin tırs gitsin..İnsanın karşısına her tip adam çıkabilir..Ben insanın asaletinden ödün vermesi taraftarı değilim, yani adamına göre davranma..yoksa kişiliğin şekillenemezki..Sen diye birşey ortaya çıkmaz ki..iyi ve dürüst bir insan olmanın meyveleri malesef 10 günde 20 günde olcak değil..çokkkk uzun zamanlar sonra ..(yaşı benden büyükçe sevilen insanların yaşantısına baktığımda nalayabiliyorum) şöyle bi baktığında, seni gerçekten seven , güvenen insanların varlığını görmek, herşeyin ötesinde bi duygu olsa gerek..Yalnız iyi insan olmak o öküzlerin anladığı gibi başkaları için yapılan birşey değildir..yani daha fazla adam beni sevsin diye hiç değildir..Bu tamamen insanın kendi vicdanını rahat hissetmesi için yaptığı bişeydir..Ne bilim kendimi düşünüyorum, bir kalp kırmamak için çabalıyorsam, aman onun kalbi kırılmasın düşüncesinden çok, sonrasında yaşayacağım üzüntü ve bunalım içindir..İnsan başkalarının yaptığı şeyleri görmezden gelip affedebilir ama kendi yaptıklarını asla..insanların yaptıkları kötülükler ara ara onları yoklar, ve herseferinde daha kötü hissettirir..YAni insan ne yaparsa kendine yapıyor dedikleri doğru….sadece dönütlerini eşzamanlı alamadığımız için öyle değilmiş gibi geliyor..bu arada arkaşım sana katılıyorum, dürüst olmayan birine dürüst olman karşıdaki açısından birşey ifade etmiyor..çünkü mutlaka altında bi pislik arar..kör kendinden bilirmiş:)Bu anlamda “küçük prens” adlı kitap aklıma geldi..Birçok insanın ezbere bildiği bi kitap..Bi çocuk kitabı guyaa ama ben hayli büyükken okudum..hiçte öyle değil..her yetişkin okumalı, çocukluğunda okumuş olsa bile..bak senin için aradım taradım, bana anlamlı gelen yerleri koydum..Sinirlenmeeee artıkın..Sinir anlıkır geçer gider ama sonrasındaki vijdan azabı assssssslaaaaaaaaaaaaaaa…
küçük prensten alıntılar (derlemeye çalıştım)
……..Eğer size asteroid B 612 ile ilgili ayrıntıları anlatıp numarasını da bildirmişsem, bunu büyük insanların yüzünden yaptım. Bu insanlar rakamlardan hoşlanırlar. Onlara yeni bir dosttan söz ederseniz, asıl önemli olan şeyleri sormazlar size; hiçbir zaman “Sesinin tonu nasıl? En çok sevdiği oyunlar hangileri? Kelebek koleksiyonu yapar mı?” diye sordukları olmaz, “Kaç yaşında? Kaç erkek kardeşi var? Kilosu ne kadar? babası ne kadar kazanıyor?” diye sorar ve yalnızca o zaman onu tanıdıklarına inanırlar. Büyüklere deseniz ki: “Pembe tuğladan güzel bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler vardı…” Bu evi gözlerinin önüne getiremezler. Onlara şöyle demek gerekir: “Yüz bin franklık bir ev gördüm.” O zaman haykırırlar: “Ne kadar güzel ev!”
Yine onlara deseniz ki: “Küçük prensin yaşamış olduğunun kanıtı şudur: Çünkü o çok hoştu, güleçti ve bir koyun istiyordu. İnsan bir koyun istiyorsa, bu, yaşadığını kanıtlar”, o zaman omuz silkip sizi çocuk gibi göreceklerdir. Ama, “Geldiği gezegenin adı asteroid B 612” derseniz, inanırlar ve artık sorularıyla başınızı ağrıtmazlar. Böyledir onlar işte. Onlara kızmamak gerekir. Çocuklar büyüklere karşı çok hoşgörülü davranmalı……………(s:22)
“Bir şeyi anlamaya çalışırken neyi dikkate almam
gerektiğini bilmiyordum. Sözlere değil yapılanlara bakmalıydım. Güzel
kokularıyla beni öyle büyülemişti ki. Ondan uzaklaşmamalıydım. Onun
bana yaptığı o küçük numaraların arkasında yatan sevgiyi anlamalıydım.
Çiçekler çok tutarsız oluyorlar. Ama onu nasıl sevmem gerektiğini
bilemeyecek kadar küçüktüm.”
“Sizin dünyadaki insanlar, bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar; yine de aradıklarını bulamıyorlar… Oysa aradıkları, tek bir gülde, bir damla suda bulunabilir.” (sf: 96)
“Birinin sizi evcilleştirmesine izin verirseniz, gözyaşlarını da hesaba katmalısınız.” (sf: 100)
“İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” (sf: 89)
“Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.” (sf: 89)
– Bir gezegen biliyorum, orada bir Bay Kırmızı yaşıyordu. Hiç çiçek koklamamıştı. Hiç yıldız seyretmemiş, kimseyi hiç sevmemiş, toplama işleminden başka bir şey de yapmamıştı. O da senin gibi bütün gün yineleyip duruyordu: “Ben ciddi bir adamım! Ben ciddi bir adamım!” Ve gurundan yanına yaklaşılmazdı. Ama adam değil, mantardı! (29)
Ne diyeceğimi bilemiyordum. Kendimi çok beceriksiz buluyordum. Ona nasıl yeniden kavuşacağımı, nerede ulaşacağımı da bilemiyordum… Ne kadar gizemli bir yer şu gözyaşı ülkesi! (30)
Küçük prensi utandırmak için biraz daha öksürdü çiçek. Ona olan sevgisine ve iyi niyetine rağmen artık küçük prens çiçekten şüphelenmeye başlamıştı. Onun anlamsız sözlerini ciddiye almıştı. Sonra da çok mutsuz olmuştu.
Bir gün bana:”Onu hiç dinlememeliydim“ dedi. “İnsan çiçeklere asla inanmamalı. Sadece onları seyretmeli koklamalı. Benimkinin kokusu gezegenimin her yerine yayılmıştı ama ben onu nasıl mutlu edeceğimi bilemedim. Şu kaplan hikayesi de beni çok öfkelendirmişti.“
İçini dökmeye devam etti küçük prens.
“O zamanlar hiçbir şeye aklım ermiyordu. Konuşulanlara değil yapılanlara önem vermeliydim.
“Ve işte sırrım: Bu çok basit. İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.” dedi tilki.
“Temel olan şeyi gözler göremez” diye tekrarladı küçük prens. Öğrendiğinden emin olmak istiyordu.
“Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey ona ayırdığın vakittir” dedi küçük prens.
“İnsanlar bu en önemli gerçeği unuttular. Ama sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeye karşı her zaman sorumlusun. Gülüne karşı sorumlusun.” dedi tilki
“Gülüme karşı sorumluyum” diye tekrarladı küçük prens öğrendiğinden emin olmak için. Sonra yoluna devam etti.
“Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.
“Çok sabirli olman gerekiyor.
Önce çimenlerin üstüne biraz uzagima oturmalisin. Ben gözümün ucuyla seni izleyecegim sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanliş anlamalara neden olurlar. Ama her gün biraz daha yakina gelebilirsin.”Ertesi gün küçük prens yine geldi.“Her gün ayni saatte gelmelisin” dedi tilki.
“Örnegin ögleden sonra saat dörtte gelirsen ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarim. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarim.
Mutlulugun bedelini ögrenirim.
“ Gitme seni bakan yapacağım “ dedi.
“ Ne bakanı? “
“ A. Adalet bakanı! “
“ Ama burada yargılayacak hiç kimse yok ki! “
“ Bunu henüz bilmiyoruz. Krallığımı tam olarak gezmiş değilim. Yaşlı
plduğum için yürümek beni yoruyor. Arabaya binmek istesem burada
araba için yer yok.”
“ Ama ben gezegende hiç kimse olmadığını biliyorum “ dedi küçük
prens. Bir yandan da emin olmak için başını eğdi ve gezegenin diğer
tarafına göz attı.
“ O halde sen de kendini yargılarsın “ diye yanıtladı kral. “
Kendini yargılamak diğer insanları yargılamaktan çok daha zordur.
Kendini gerektiği gibi yargılayabilirsen çok adilsin demektir

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.