Made with love by

İdilonline
İdilonline |
4020
post-template-default,single,single-post,postid-4020,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-4.5,side_area_slide_with_content,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive
 

Yaw o da bi yetenek işte..evet hiçbir şiiri ezbere bilmem ama, içinden bir dize mutlaka hatırlarım..paylaştığın şiirde de
“Hala minik bir çocuğum.
Büyütemezsen ; Kaybolurum…! ”
dizesini biliyorum.İnsan kaç yaşında olursa olsun, çocuk bi yanı kalıyor..Ama sürekli ister istemez bastırabiliyor..Yapması gerekenin o olduğunu düşündüğü için..Heralde bi tek aşık olduğunda bu imkansız..bu vakit asla bastıramıyo..nasıl bişeyse direk su yüzünde…hayatta yapmayacağın şeyleri yapar oluyorsun..Bi çocuğun kıskanma şekline bak aynen öyle..bu bir örnekti sadece..tagore de bu dizesinde bunu demek istemiş..eğer sen karşıdakinin bu çocukluklarını telkin ederek önemseyerek yatıştırmazsan, karşıdakinin yok olmasına neden olursun..yani geri gelmez o…insanın çocuk tarafı yaralandığında zor unutuluyor..bu karşılıklı ..asla kadını- erkeği yok..iki cinsin de bu aşamada buna ihtiyacı var..valla aşkın güzel bir tarafı da bu…çocuk tarafını çekecek birinin olması..(ben şımarıklık olsun sırf çocukluk olsun diye bilerek yapılan davranışlardan bahsetmiyorum)
ben de tagore den bir kaç şiir paylaşayım bari…
Beni bıraktın ve kendi yoluna devam ettin…
Senin için matem tutmayı ve uzaklaşan hayalini altından bir şarkı ile yoğrulmuş olarak kalbime yerleştirmeyi düşündüm…
Fakat ey benim kara talihim, ne yazık ki, vakit dardır…

Gençlik yıldan yıla yıpranır, bahar günleri uçucudur; nazlı çiçekler hiç yoktan solar, ölürler…
Ve tecrübeli arif kişi, hayatın, lotus yaprağındaki bir şebnemden başka bir şey olmadığına beni uyarıyor…
Bana arkasını dönen birisine bakmak pahasına bütün bunları ihmal mi edeyim?…
Bu, kaba ve aptalca bir hareket olur… Zira vakit dardır…

Bir köşeye oturup ilham almak ve her şeyimin sen olduğunu kafiyelemek ne tatlıdır…
Kederleri kucaklamak ve hiçbir
suretle avunmamaya karar vermek kahramanca bir haldir…
Fakat taze bir yüz, kapımdan beni gözetliyor ve gözlerini gözlerime kaldırıyor…
Gözyaşlarımı silmekten ve yeni şarkımın makamını değiştirmekten başka bir şey yapamıyorum…
Zira vakit dardır…
(…Tagore)
Gözlerin sorguluyor beni, hüzünlü ve sessiz…
Düşüncelerime sızmaya çalışarak,
Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi…
Hiç bir şey saklamadan… Hayatımı apaçık önüne serdim,
Bu yüzden çözemiyorsun beni…
Eğer hayatım sıradan, renkli bir taş olsaydı,
Onu yüz parçaya bölebilir ve
Boynunda taşıman için sana bir kolye yapabilirdim…
Eğer o; yuvarlak, kokulu, sıradan, küçük bir çiçek olsaydı,
Hemen sapından koparabilir ve saçlarına iliştirebilirdim…
Ama benim hayatım, sana olan aşkımdan başka bir şey değil…
Ey benim en sevdiğim, zevkim ve cezam sınırsız,
Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz…
Kalbim kendi hayatın gibi, hemen yanıbaşında duruyor…
Ama sen hiçbir zaman bütünüyle anlayamıyacaksın onu…
(…R.Tagore)
“düsünüyorum da,
sanirim en büyük korkumuz oldugumuz gibi görünmek.
yumusacik kalbimizin fark edilmesi,
naif yönlerimizin kesfedilmesi,
cesaretsizligimizin anlasilmasi,
korkularimizin paylasilmasi
sanki zarar görecegimizin en büyük isareti.
kabuklarimizin altinda
kendimizi saklamakta ne kadar da ustayiz.
ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarimizin ardinda.
hissedilmeden, el degmeden, sevgimizi göstermeden.
istiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
kirpiler ve kaplumbagalar gibi.
sahi koruyor mu bizi bu çatlamamis sert kabuk?
kimse incitemiyor mu duygularimizi, inançlarimizi, benligimizi?
yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
hissettiklerimizi gölgeliyor, yansitmiyor mu gerçek kimligimizi?
duygularimizi bastiriyor, el ele tutusmamizi engelliyor mu?
eger bir yildiz gibi isil isilsam ve bir yildiz kadar parlak.
ne çikar atesböcegi sansalar beni.?
belki en hoyrat yürek bile atesböceginin
o uçucu, masum, sevimli çocuksuluguna el kaldirmaya kiyamaz?
güçlü kapilarin arkasina kilitlemesem kendimi, korkakligimi, sevgi istegimi
en insani yönlerimi kayitsizca sunabilsem
bu sert kabugun agirligindan kurtulup
bir kus gibi uçacagim özgürce.
anlasilacagim ve bir ayna gibi yansiyacagim
karsimdakine.
o da çözülecek belki.
samimi ve güvenliksiz, silahsiz biriyle göz göze gelince.
oysa bir görebilsek bunu.
kalmadi böyle insanlar demesek.
güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
kirilmaktan korkmasak.
incinsek, yaralansak.
ne olur bir darbe daha alsak.
yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabugu.
denesek.
risk alsak.
yanilsak.
fark etmez.
tekrar, tekrar bikmadan denesek.
ve kucaklassak yeniden.
tipki eskisi gibi.
ne oldugunu anlayamadigimiz o onbes yildan öncesi gibi.
o zaman fark edecegiz.
ne kadar özledigimizi birbirimizi.
neler biriktirdigimizi,
kaybolan degerlerimizi ne kadar özledigimizi.
beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
vakit az, paylasmak, sarilmak için.
yasadigimiz cografya zor, sartlari agir.
yüregi daha fazla küstürmemek lazim.
sirtimizda agir küfeler, her gün katlanan.
ve kosullar bir türlü düzelmeyen.
sevgiye çok ihtiyacimiz var.
ufukta kara bir kis görünüyor.
ancak birbirimize sokulursak atlatiriz o günleri.
kirin o sert, o agir kabuklarinizi.
kurtulun bu yükten.
korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
yalnizliga mahkum ediyor bizleri.
hem hepimiz bir yildiziz.
ne çikar atesböcegi sansalar bizi. ”
tagore

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.